Kompresyon testi , motorun silindirlerinin ne kadar sağlıklı çalıştığını anlamak için yapılan temel bir kontrol işlemidir. Bu test, motorun gücünü ve verimliliğini doğrudan etkileyen basınç seviyelerinin normal olup olmadığını gösterir. Özellikle motor performansında düşüş, yakıt tüketiminde artış gibi sorunların nedenini anlamada ve ikinci el araç alımında motorun genel durumu hakkında fikir edinmek için sıkça kullanılır.
Kompresyon testi , motorun silindirleri içinde oluşan basınç değerlerini ölçerek motorun genel sağlığını değerlendiren bir kontrol yöntemidir.
Bu test, silindirlerin hava-yakıt karışımını yeterli seviyede sıkıştırıp sıkıştıramadığını ve motor içinde herhangi bir kaçak olup olmadığını ortaya koyar. Elde edilen basınç değerleri sayesinde segmanlar, supaplar ve silindir kapağı contası gibi motorun kritik parçalarının durumu dolaylı olarak analiz edilir. Motor performansı, çekiş gücü ve verimli çalışma açısından önemli ipuçları sunar.
Kompresyon testi , motorun iç sağlığından şüphe edildiğinde veya performansla ilgili belirgin sorunlar ortaya çıktığında yapılmalıdır. Motorun düzgün çalışmaması, güç kaybı ya da yakıt tüketiminde anormal artış gibi belirtiler, silindir içi basınç değerlerinde düşüş olabileceğine işaret eder. Bu tür durumlarda kompresyon testi, sorunun kaynağını erken aşamada tespit etmeye yardımcı olur.
Motor kompresyon testleri , silindirler içindeki basınç değerlerini farklı yöntemlerle ölçerek motorun mekanik durumunu değerlendirmek için uygulanır.
Hangi testin yapılacağı; motorun genel durumu, şikâyetin seviyesi ve arızanın ne kadar detaylı incelenmek istendiğine göre belirlenir. Bazı testler hızlı bir ön kontrol sunarken, bazıları arızanın kaynağını çok daha net şekilde ortaya koyar.
Kuru kompresyon testi , motor silindirlerindeki basınç değerlerini herhangi bir ek işlem yapmadan doğrudan ölçmeye yarayan temel test yöntemidir. Bu testte bujiler sökülür ve ölçüm cihazı yardımıyla her silindirin ürettiği basınç değeri kontrol edilir. Motorun genel durumu hakkında hızlı ve ön değerlendirme niteliğinde bilgiler sunar ve çoğu zaman ilk uygulanan testtir.
Islak kompresyon testi , kuru testte düşük basınç değerleri tespit edildiğinde sorunun kaynağını ayırt etmek için yapılan tamamlayıcı bir testtir. Silindire az miktarda yağ eklenerek ölçüm tekrarlanır. Basınçta belirgin bir artış görülürse sorun genellikle segmanlardan kaynaklanır; basınç değişmezse supaplar veya silindir kapağı contası ihtimali ön plana çıkar.
Kaçak testi , silindir içindeki basınç kaybının nereden kaynaklandığını net şekilde belirlemek amacıyla uygulanan detaylı bir kontrol yöntemidir. Bu testte silindire basınçlı hava verilir ve kaçak oranı yüzdesel olarak ölçülür. Supaplar, piston–segman grubu ve silindir kapağı contası gibi parçaların durumu en net şekilde bu yöntemle tespit edilir.
Motor kompresyon testi , motor uygun çalışma sıcaklığına getirildikten sonra yakıt ve ateşleme sistemleri devre dışı bırakılarak, silindir içi basınç değerlerinin özel bir ölçüm cihazıyla kontrol edilmesiyle yapılır. Doğru ekipman ve doğru hazırlıkla uygulandığında motorun iç sağlığı hakkında güvenilir sonuçlar verir. Benzinli ve dizel motorlarda temel mantık aynı olsa da bağlantı noktaları ve kullanılan cihazlar farklılık gösterir. Özellikle dizel motorlarda yüksek basınç nedeniyle işlemin uzman kişilerce yapılması önerilir.
Kompresyon testi sonuçları , motorun silindir içi sızdırmazlığını ve genel mekanik sağlığını değerlendirmek için kullanılır.
Sonuçları yorumlarken tek bir silindirin değeri kadar, silindirler arasındaki basınç farkları da büyük önem taşır. Silindirler arası dengesizlikler; segmanlar, supaplar veya silindir kapağı contasında sorun olabileceğini gösterir. Bu nedenle elde edilen değerler, motor tipine ve üreticinin belirlediği referans aralıklarına göre birlikte değerlendirilmelidir.
Kompresyon testinde düşük basınç değerleri görülmesi , motorun yanma odasında sızdırmazlığın bozulduğunu ve mekanik bir sorun bulunduğunu gösterir. Bu durum tek bir silindire özgü olabileceği gibi, motor genelinde oluşan aşınmanın sonucu da olabilir. Düşük kompresyon; performans kaybı, zor çalışma, yakıt ve yağ tüketiminde artış gibi birçok sorunu beraberinde getirir. Sorunun kaynağını doğru şekilde tespit edebilmek için aşağıdaki başlıkların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Piston segmanları, yanma sırasında oluşan basıncın silindir içinde tutulmasını sağlayan en kritik parçalardandır. Zamanla segmanların aşınması, kırılması veya yuvalarına yapışması durumunda basınç kartere kaçar ve kompresyon düşer.
Aşırı ısınmaya bağlı olarak piston üzerinde oluşan çatlaklar, erimeler veya delikler de ciddi basınç kayıplarına yol açabilir. Bu tür arızalar genellikle yağ yakma, egzozdan mavi duman çıkması ve karter basıncının artmasıyla birlikte görülür.
Supaplar, hava-yakıt karışımının silindire girişi ve yanmış gazların tahliyesini kontrol eder. Supapların yanması, eğilmesi veya erimesi durumunda tam kapanma sağlanamaz ve silindir içinde basınç kaçağı oluşur.
Supap yaylarının kırılması, supap yuvalarının (baga) aşınması ya da yerinden oynaması da sızdırmazlığı olumsuz etkiler. Ayrıca yanlış supap zamanlaması, supapların erken veya geç açılıp kapanmasına neden olarak kompresyon değerlerini düşürür.
Silindir kapak contası, motor bloğu ile silindir kapağı arasındaki sızdırmazlığı sağlar. Contanın yanması veya hasar görmesi halinde kompresyon; komşu silindirlere, soğutma suyuna ya da yağ kanallarına kaçabilir.
Bu durumda yağ–su karışımı, motor harareti ve egzozdan beyaz duman gibi belirtiler ortaya çıkar. Daha ileri vakalarda silindir kapağı veya motor bloğunda çatlaklar oluşabilir. Ayrıca silindir duvarlarındaki aşınmalar ve derin çizikler de piston–segman uyumunu bozarak basınç kaybına yol açar.
Triger kayışının sıyırması veya triger zincirinin uzaması, krank mili ile eksantrik mili arasındaki zamanlamayı bozar. Bu durum supapların yanlış zamanda açılıp kapanmasına ve silindir içi basıncın düşmesine neden olur.
Uzun süre ihmal edilen zamanlama problemleri, supap–piston çarpışması gibi çok daha ağır motor hasarlarına yol açabilir. Ayrıca eksantrik milindeki aşınmalar, supapların yeterince açılmasını veya kapanmasını engelleyerek kompresyon değerlerini olumsuz etkiler.
Özetle, düşük kompresyon değerleri çoğu zaman motorun iç mekanik aksamında ciddi bir aşınma veya arızaya işaret eder . Kompresyon testi sonrasında gerekirse ıslak kompresyon testi veya kaçak testi (leak-down) uygulanarak sorunun kesin kaynağı belirlenmeli ve onarım planı buna göre oluşturulmalıdır.
Kompresyon testinde düşük değerler tespit edilmesi durumunda izlenecek yol, arızanın kaynağına ve seviyesine göre belirlenmelidir. Bazı durumlarda basit bakım ve destekleyici çözümler yeterli olurken, ilerlemiş mekanik sorunlarda kapsamlı onarımlar gerekebilir. Bu nedenle doğru teşhis, gereksiz maliyetlerin önüne geçilmesi açısından kritik önem taşır.
Arızanın kaynağına bağlı olarak farklı onarım işlemleri gündeme gelebilir.
Hafif seviyedeki kompresyon kaçaklarında veya yapışmış segman problemlerinde, onarıcı yağ katkıları geçici bir çözüm olarak tercih edilebilir. Bu tür ürünler, segmanların serbest kalmasına yardımcı olmayı ve mikroskobik yüzey aşınmalarını tolere etmeyi hedefler. Ancak mekanik hasar bulunan motorlarda kalıcı bir çözüm sağlamaz.
Kompresyon testi ve sonrasında yapılacak kontroller; yetkili servislerde, oto tamirhanelerinde veya ekspertiz firmalarında gerçekleştirilebilir. Test ve onarım maliyetleri; aracın motor tipi, yapılacak işlemin kapsamı ve işçilik düzeyine göre değişiklik gösterir.
Motor sağlığını korumak ve ileride oluşabilecek büyük masrafların önüne geçmek için araç bakım süreçlerinin ihmal edilmemesi, düzenli periyodik bakım planlarının uygulanması önemlidir. Kompresyon testi, bu kontrollerin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Gerekli işlemler için zaman kaybetmeden size en yakın oto servis noktasından Brisa güvencesiyle Otopratik üzerinden araç bakım randevusu oluşturabilir, bakım ve onarım öncesinde güncel oto servis fiyatları hakkında bilgi alarak bütçenizi daha net şekilde yönetebilirsiniz.