Otomobil dünyasında, motor kaputunun altında yatan teknolojiler arasında Honda'nın geliştirdiği VTEC sistemi kadar efsaneleşmiş ve bir hayran kitlesi yaratmış çok az mühendislik harikası vardır. Bir otomobil tutkunu için, devir saatinin yükselmesiyle birlikte motorun karakter değiştirdiği o anı deneyimlemek, sadece mekanik bir süreç değil, aynı zamanda duygusal bir bağdır. Peki, yıllardır dillerden düşmeyen, arkasında gelişmiş bir mühendislik barındıran ve Honda'yı motor teknolojileri konusunda zirveye taşıyan VTEC nedir?
Honda'nın geliştirdiği VTEC teknolojisi, 1980'lerin sonunda ortaya çıktığında, o güne kadar kabul görmüş motor tasarım kurallarını kökten değiştiren bir devrim niteliğindeydi. O dönemde mühendisler genellikle iki seçenek arasında kalmışlardı: Ya düşük devirlerde yakıt tasarrufu sağlayan ve şehir içi kullanıma uygun ekonomik motorlar tasarlayacaklardı ya da yüksek devirlerde maksimum güç üreten ancak yakıt tüketimi yüksek ve rölantisi dengesiz yarış karakterli motorlar üreteceklerdi.
Honda'nın efsanevi mühendisi Ikuo Kajitani ve ekibi, her iki karakteri tek bir motorda birleştirmeyi hedefleyen cesur bir projeye başladılar. Amaç, litre başına 100 beygir güç üretebilen, ancak günlük kullanımda da son derece uysal ve ekonomik olan bir motor yaratmaktı ki bu, o dönemin teknolojisi için neredeyse imkansız görülen bir hedefti. Bu vizyonun bir sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji, sadece Honda modellerine güç vermekle kalmadı, aynı zamanda tüm otomotiv endüstrisine değişken supap zamanlamasının binek araçlarda nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceğini kanıtladı.
Otomotiv terminolojisinde sıkça duyduğumuz ve Honda ile özdeşleşen VTEC açılımı, İngilizce "Variable Valve Timing and Lift Electronic Control" kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Türkçeye "Elektronik Kontrollü Değişken Supap Zamanlaması ve Kaldırma Sistemi" olarak çevrilebilir. VTEC, motorun yanma odasına giren hava ve yakıt karışımını kontrol eden supapların, motorun devrine göre farklı profillerde çalışmasını sağlayan gelişmiş bir sistemdir.
Motorlarda eksantrik mili üzerindeki profiller sabittir; yani motor rölantide de olsa, 7000 devir çeviriyor da olsa supaplar aynı derinlikte ve aynı sürede açılır. Ancak bir motorun düşük devirde verimli çalışması için gereken hava akışı ile yüksek devirde maksimum güç üretmek için ihtiyaç duyduğu hava akışı birbirinden tamamen farklıdır.
VTEC, motora birden fazla eksantrik mili profili ekleyerek motorun karakterini anlık olarak değiştirebilme yeteneği kazandırır. Düşük devirlerde daha yumuşak ve ekonomik kam profilleri devredeyken, belirli bir devir aşıldığında sistem agresif kam profillerine geçiş yapar. Bu sayede motor, sanki içerisinde iki farklı motor varmış gibi davranarak, alt devirlerde ekonomik bir şehir aracı, üst devirlerde ise safkan bir spor otomobil performansı sunar.
Örnek olarak:
VTEC’i, içinde iki farklı motor karakteri bulunan akıllı bir motor sistemi olarak düşünebilirsiniz. Bu teknoloji, motorun supaplarının ne kadar açılıp kapandığını motor devrine göre ayarlayarak hem güç hem ekonomi sağlar.
Bunu şöyle hayal edebilirsiniz:
Bisiklet sürerken yokuş çıkarken farklı, düz yolda hızlanırken farklı vites kullanırsınız ya… İşte VTEC, motorun vitesini kendi kendine, üstelik “supaplar üzerinden” değiştirir.
Yani motor:
- Alt devirde şehir kullanımına uygun ekonomik bir yapıda ,
- Üst devirde spor otomobil gibi güçlü ve agresif hâle gelir.
Bir VTEC motor sisteminin merkezinde, eksantrik mili üzerinde her silindir için yerleştirilmiş farklı boyutlara sahip kam profilleri ve bunları kontrol eden külbütör kolları bulunur.
Standart bir çalışmada, yani motor düşük ve orta devirlerdeyken, dış kenarlarda bulunan daha küçük ve yumuşak profilli kamlar devrededir. Bu kamlar supapların daha az açılmasını ve daha kısa süre açık kalmasını sağlar; böylece yakıt ekonomisi korunur ve motor alt devirlerde daha elastik bir tork sunar.
Ancak motor belirli bir devri aştığında (örneğin 5000–6000 rpm civarı), VTEC sistemi yüksek performans moduna geçer. Motor kontrol ünitesi, VTEC solenoid valfi aracılığıyla yağ basıncını artırır ve külbütör kollarını kilitleyerek ortada bulunan daha büyük ve agresif kam profilini devreye sokar. Bu profil supapların daha fazla açılmasını ve daha uzun süre açık kalmasını sağlayarak silindire giren hava-yakıt karışımını artırır. Sonuç olarak motor yüksek devirde çok daha güçlü ve istekli bir karakter sergiler.
VTEC teknolojisi tek bir tipte kalmamış, yıllar içinde farklı ihtiyaçlara cevap verecek şekilde evrimleşerek çeşitli VTEC motor özellikleri ve versiyonları ortaya çıkmıştır. En bilinen ve performans tutkunlarının favorisi olan DOHC VTEC (Çift Eksantrikli) hem emme hem de egzoz supaplarında değişken zamanlama sunarak yüksek devirlerde maksimum güç elde etmeye odaklanır ve genellikle Type-R veya S2000 gibi modellerde karşımıza çıkar.
Bir diğer yaygın tür olan SOHC VTEC (Tek Eksantrikli) ise, mekanik karmaşıklığı azaltmak ve maliyeti düşürmek amacıyla sadece emme supaplarında bu teknolojiyi kullanır. Bu sistem daha çok günlük kullanım araçlarında performans ve ekonomi dengesini sağlamak için tercih edilir. Ayrıca, yakıt tasarrufunu uç noktalara taşıyan VTEC-E (Economy) sistemi de mevcuttur; bu sistemde düşük devirlerde emme supaplarından biri neredeyse tamamen kapalı tutularak yanma odasında güçlü bir hava girdabı oluşturulur ve bu sayede çok fakir karışımlarda bile verimli yanma sağlanır.
Buna ek olarak 3-Kademeli VTEC vardır ki bu sistem, ekonomi, normal sürüş ve yüksek performans olmak üzere üç farklı kam profilini tek bir motorda birleştirerek teknolojinin sınırlarını zorlar. Tüm bu çeşitlerin ortak noktası, motorun hacmini büyütmeden litre başına düşen verimliliği maksimize etme prensibine dayanmalarıdır.
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte Honda, klasik VTEC sistemini daha da geliştirerek 2000'li yılların başında "Intelligent" (Akıllı) VTEC sistemini tanıttı. Klasik VTEC sistemi, belirli bir devirde devreye giren ve motorun karakterini değiştiren bir "aç-kapa" mekanizması gibi çalışırken, i-VTEC bu yapıya VTC (Variable Timing Control - Değişken Zamanlama Kontrolü) adı verilen yeni bir katman ekler.
VTC mekanizması, emme eksantrik milinin ucunda bulunan özel bir dişli sayesinde, eksantrik milinin açısını motor devrine ve yüküne göre sürekli ve kademesiz olarak ileri veya geri kaydırabilir. i-VTEC, sadece supapların ne kadar açılacağını değil, aynı zamanda "ne zaman" açılacağını da milisaniyeler içinde optimize eden bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Yani i-VTEC, klasik VTEC'in yüksek devir gücünü korurken, VTC sayesinde her devir bandında tork eğrisini iyileştirir, emisyonları düşürür ve yakıt tüketimini minimize eder.
Örneğin, bir 1.6 i-VTEC veya 2.0 i-VTEC motor, siz gaza bastığınız anda en uygun supap zamanlamasını hesaplayarak hem sarsıntısız bir hızlanma sunar hem de modern emisyon standartlarına tam uyum sağlar. Bu "akıllı" entegrasyon, motorun her türlü sürüş koşuluna anlık adapte olmasını sağlayan, mekanik ve elektroniğin mükemmel bir dansıdır.
Otomobil severlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan i-VTEC ve VTEC arasındaki fark nedir sorusu, aslında teknolojinin evrimi ve hassasiyeti ile ilgilidir. Klasik VTEC motorlarda geçiş noktası çok keskindir; sürücü belirli bir devre geldiğinde motorun sesinin ve çekişinin aniden değiştiğini (VTEC açtığını) net bir şekilde hisseder, bu durum "Jekyll ve Hyde" gibi iki farklı karakter sunar.
Ancak i-VTEC teknolojisinde, VTC (Değişken Zamanlama Kontrolü) sayesinde eksantrik mili sürekli olarak ayarlandığı için güç üretimi çok daha lineer ve pürüzsüzdür. i-VTEC, klasik VTEC'in sunduğu yüksek devir gücüne ek olarak, alt ve orta devirlerdeki tork eksikliğini, emme zamanlamasını sürekli değiştirerek giderir. Yani klasik VTEC sadece supap kaldırma ve süresini değiştirirken, i-VTEC buna ek olarak zamanlamayı da sürekli kontrol eder. Pratik kullanımda bu fark, i-VTEC motorlu bir aracın şehir içi trafiğinde daha esnek, daha az vites değişimi gerektiren ve daha az yakıt tüketen bir yapıya sahip olması, ancak gaza basıldığında yine o tanıdık Honda performansını daha rafine bir şekilde sunması anlamına gelir.
|
Özellik |
VTEC |
i-VTEC |
|
Odak Noktası |
Üst devirde güç |
Her devirde güç + ekonomi |
|
Zamanlama Kontrolü |
Sabit |
Sürekli değişken |
|
Geçiş Hissi |
Belirgin |
Daha yumuşak |
|
Yakıt Verimliliği |
Normal |
Daha iyi |
|
Emisyon Değerleri |
Daha yüksek |
Daha düşük |
Günümüz emisyon standartları ve performans beklentileri, atmosferik motorların yerini aşırı beslemeli ünitelere bırakmasına neden oldu. Bu süreçte Honda, efsanevi teknolojisini turboşarj ile birleştirerek VTEC Turbo dönemini başlattı.
Genellikle piyasada yaygın olarak bulunan 1.6 i-VTEC motorlar turbosuz ünitelerdir. Ancak Honda'nın yeni nesil 1.0, 1.5 ve 2.0 litrelik motorları "VTEC Turbo" teknolojisine sahiptir. VTEC Turbo motorlarda sistem, sadece yüksek devirde güç üretmek için değil, aynı zamanda turbonun daha hızlı devreye girmesini sağlamak (için de kullanılır. Bu motorlarda VTEC sistemi genellikle egzoz supaplarında veya hem emme hem egzozda kullanılarak, düşük devirlerde egzoz gazı akışını hızlandırıp turboyu erkenden doldurmayı hedefler.
Otomotiv dünyası hızla elektrifikasyona ve hibrit teknolojilere doğru kayarken, VTEC ve i-VTEC teknolojileri tarihe karışmak yerine, bu yeni dönemin en verimli yardımcıları olarak evrimleşmeye devam etmektedir. Günümüzde Honda'nın e:HEV olarak adlandırdığı hibrit araç sistemlerinde kullanılan içten yanmalı motorlar, i-VTEC teknolojisini Atkinson çevrimi ile birleştirerek termal verimliliği %40'ların üzerine çıkarmayı başarmıştır. Bu modern uygulamalarda i-VTEC kaç devirde açar sorusu artık eskisi kadar basit bir cevaba sahip değildir. Çünkü sistem, performans odaklılıktan ziyade, motorun elektrik motoruyla en verimli şekilde çalışmasını sağlamak için sürekli bir optimizasyon halindedir. VTEC teknolojisi, artık sadece hız tutkunlarını tatmin eden bir performans aracı değil, aynı zamanda karbon ayak izini düşürmeye yarayan çevreci bir mühendislik çözümüdür.
VTEC veya i-VTEC motorlarda bakım, performans düşüşü ya da arıza şüphesi oluştuğunda, doğru çözüm için mutlaka uzman bir Honda oto servis noktasına başvurmak gerekir. Supap zamanlama sistemleri hassas yapıda olduğu için, bu kontrollerin deneyimli ekipler tarafından yapılması motor sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Otopratik oto servis şubelerinde periyodik bakım, motor kontrolleri, yağ ve sıvı değişimleri gibi işlemler profesyonel ekipler tarafından yürütülür ve oto servis fiyatları konusunda da bilgilendirilirsiniz. Aracınızın VTEC teknolojisini sorunsuz şekilde kullanmaya devam edebilmesi için Brisa güvencesiyle Otopratik’ten araç bakım randevusu alabilir ve güvenle yolunuza devam edebilirsiniz.